Yedi Güzel Adam (Cahit Zarifoğlu)

“Bu insanlar dev midir

Yatak görmemiş gövde midir

 Bir yara açar boyunlarında

Kolkola durup bağırdıklarında

 Yar kurbanın olam

Dağlar önüme durmuş

Ki dağlanam”

(C.Zarifoğlu)

‘’1976 yılında mıydı acaba? Mavera dergisinin ilk yıllarından biriydi. Cahit, bir gün, bana bir şiir uzattı ve: “Şunu okusana” dedi. Okudum. Garip bir tereddüt içinde kaldım. Cahit kanaatimi öğrenmek ve şiiri basıp basmayacağımıza karar vermek istiyordu. Ona: “Bu güzel bir şiir, fakat bunun güzelliğini fark edebilmek için onun çocuklar için yazılmış olduğunu düşünmek gerek. Bir teklifim var, gel bu şiiri yayınlayalım ve şiirin başına, âdetimiz olmadığı halde ‘çocuk şiiri’ diye bir ibare koyalım.” Cahit bu fikri benimsedi ve biz o şiiri öyle yayınladık. Cahit’e ayrıca: “Sen bu arkadaşla irtibat kur, o, bundan böyle çocuk şiirleri yazsın.” Cahit bu fikrimi M.Ruhi Şirin’e bildirdi mi, bildirmedi mi, bilemeyeceğim. Bunu şimdi ancak M.Ruhi Şirin’in kendisi bilebilir. Ancak o tarihten sonra biz, Mavera’da M.Ruhi Şirin’in pek çok şiirini yayınladık. Belki Cahit’in çocuklara yönelik edebiyata (şiir ve hikâye olarak) yönelmesinde de Mustafa Ruhi Şirin’in etkisi olmuştur, onu bilemiyorum. Bildiğim o ki, o tarihten sonra, edebiyatımızın bu iki çocuk sevgilisi irtibatlarını koparmadan, üstelik giderek yoğunlaştırarak ve gıpta edilesi bir bağlılık içinde sürdürdüler. O sıralarda Cahit beni de çocuklar için öykü yazmaya özendirmeye çalışıyordu. Bense bu işin baştan savma olamayacağını, bu işin ayrı bir maharet gerektirdiğini ileri sürerek kaçınıyordum. Cahit’in: “Kafanda büyütme, büyük işler başaracakmışsın gibi bakma, basit, oyalayıcı şeyler düşün, öyle yaz.” diye öğütlerde de bulunduğunu hatırlıyorum. Ama ben çocuk edebiyatına teşebbüs etmeyi asla göze alamadım’

Rasim Özdenören’in tarihe bir kayıt olarak düştüğü bu yazısı, Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için yazamaya, ne zaman ve nasıl başladığıyla ilgili bize bir ipucu verir. Fakat asıl değinmek istediğim konu Zarifoğlu’nun yazı ve şiirlerinde bir baba olarak çocuğa ve kendi çocuklarına bakışının nasıl olduğudur.

Cahit Zarifoğlu bir babadır ve her baba gibi o da, doğum heyecanını yaşamış bir insandır. “Yaşamak” adlı eserinde bu heyecanını şöyle anlatır: ‘’Gece ondan beri SSK doğumevinde karım, Doktor hanım; her şey normal diyor, saat onda, birkaç saat kaldı dedi. Diyor ki burada beklemenize lüzum yok, çünkü belli olmaz, evinize gidin uyuyun. Gittim. Fakat uyuyamadım.’’

Babalar için çocukların, hele de kız çocuklarının yeri farklıdır. ‘Onları sevmek için bir gayret sarf etmenize gerek yok zaten onlar kendilerini doğal olarak sevdirirler’ denilmiştir. Bu durumu şöyle anlatır: “Fakat çocuğa duyulan bağlılık öyle değil. ‘kızımı çok seviyorum’ diyorsam, ona duyduğum bağlılığı anlatmak için elimde, bu iyice eskimiş yetersiz sözcükten başka araç yok. Çocuğa olan bağlılık ölmez. İçerisine onarılmaz düşmanlıklar girmiş aileler de bile, evlat bağlılığı, baba ve analarda, kalbe bağlı bir urgandır ve içinde kan deveran eder.”

Zarifoğlu sadece kendi çocuklarına değil o akrabalarının çocuklarına da özel ilgi göstermiş ve onların ruh dünyalarını okumak ve anlamak için özel gayret serf etmiştir. “Küçük yeğenim iki yaşına geliyor. Hakiki ve canlı tastamam bir çocuk. Kendi kendine konuşuyor, susup düşünüyor, havada benim görmediğim bir şey görüyor, ona uzun uzun bakıyor ve gülümsüyor. Göz göze geliyoruz, o, dalgın…”

Zarifoğlu’nun eşine yazdığı şu şiirde; “çocukları dövmeyiniz, zinhar beddua etmeyiniz” demesi çocuklar(ın)a bakışını çok açık olarak göstermiyor mu?

 

Ey Berat hanım

Otur şöyle nefes al dinlen

Ve anlat ne var ne yok halin nasıl

Eğer dersen ‘vaktim yok dilim yorgun’

Çamaşır dağ gibi

Bulaşık bir ziyafet sonrası kadar çok

Ve çocuklar aç uykulu ve huysuz’

O vakit koştur didin işin bitince otur

Sonra anlat halin nice keyfin nasıl

Ey Berat hanım dersen ki

‘bu ne zalim adam

Halimi bilmez halden anlamaz

Küçük bir şeyi mesele yapar’

—ne büyük yalan-

Doğrusu var hakkın

N’etsem n’apsam

Kollarını bilezik

Boynunu kordon

Ayağını halhal donatsam

Yine hakkın kalır

Bizi hoş görünüz

Sabırlı olunuz

Çocukları dövmeyiniz

Zinhar beddua etmeyiniz

Su i zan değil hüsnü zan ediniz

Ve acaba ikaz ettik hata mı ettik

Ne zaman bu şiiri okusam, muzip bir gülümseme oluşur dudaklarımda. Sonra bu çoluk çocuk meselesinin, memleket meselesi kadar önemli olduğunu düşünürüm.  Öyle ya Anadolu’da ‘Çoluk çocuk nasıl?’ diye sorulduğunda bu soru, ev halkının tamamını kapsar. Bu şiirde de Zarifoğlu önce eşinin hal hatırını sorar, sonra çocuklardan ve işten başını kaldıramayan hanımına; ‘bizi hoşgörünüz, çocukları dövmeyiniz’ diyerek sabır tavsiye eder.  Bilir ki anneler için çocuklarla uğraşmak pek de kolay değildir. Bırakın uğraşmayı onlarla bazen konuşmak bile çok zordur. Fakat Zarifoğlu çocuklarla nasıl konuşulacağını iyi bilir.

Kolay mı?

Çocukla konuşmak

Otur dersin

Hayır der

Çıra dersin

Çamur der

Çiçek dersin

Yaprak der

Bulut dersin

Yağmur der

Ders dersin

Küstüm der

Seni seni dersin

Yapma der

Oysa kolay çocukla konuşmak

Masal de bak

Evet der!

Rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun dört çocuk babası olması ve çocuk edebiyatına onlarca eser bırakması onun çocukları ne kadar önemsediğini ve onları ciddiye aldığını gösteriyor. Çünkü o Allah’a ve Resulüne inanan ve inandığı gibi yaşayan ve yazan bir şairdi.

 

1- Rasim Özdenören Yeni Şafak 7 Temmuz 2002

 

 

mevrence@gmail.com
www.mustafaokkesevren.com

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

YORUMLAR

Haberimizle ilgili yorumlarınızı bekliyoruz

  1. adanavi dedi ki:

    Tam zamanında okununca yazının da kıymeti pek farklı oluyor.
    teşekkürler

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


1649 kez görüntülendi

Yukarı