YAĞMURU BEKLERKEN…

İsmet Özel, ‘Kırk Hadis’ kitabının hatime bölümünde bir hadisi şöyle nakleder.

‘‘Bir gün peygamber efendimiz yağmur başladığında Rasulullah aklımda yanlış kalmadıysa yürüyor iken başını açmış ve yağmur damlaları mübarek tenine, başına değmeye başlamış, damlamaya başlamış diyelim. Niçin böyle yaptığını sorduklarında herhalde ashabı kiramdan birisi, kim olduğunu ben bilmiyorum yağmuru kastederek Allah Rasulü; ‘onun Allah’la ahdi benden daha taze’ demiş.’’

Bunu ilk okuduğumda Çukurova’nın sarı sıcak Ağustos ayında domur domur terler akarken alnımdan nasılsa iliklerime kadar bir serinlik hissetmiştim. Yağmurun rahmet olduğunu biliyordum ve o rahmet beni bir kez daha sarıp sarmalamıştı.  O günden sonra her yağmur damlası düştüğünde yeryüzüne, kalbim özgürlüğe kanat çırpan bir kuş oldu. Başımı ve ellerimi göğe kaldırmaya alıştırdı yağmur, tıpkı kuşların göğe kanat açtıkları gibi. Yağmurun düşebildiği, kuşların uçabildiği, balıkların yüzebildiği, insanınsa iman ettiği sürece özgür olduğunu anladım.

Önce özgürlük vardı. Yeryüzü ve gökyüzü, dağlar ve denizler, kuşlar ve ağaçlar, nehirler ve ovalar, yıldızlar ve ay özgürdü.  İblis dahi. Allah Âdemi yarattığında ‘secde edin’ dedi cinlere ve meleklere. İblis reddetti. ‘Hayır’ dedi ve daha özgür olmak istedi aklınca. Bilmediği bir özgürlüğün peşine düştü. Kovuldu. Mühlet istedi, kıyamete kadar mühlet verildi. İblis arzuladığı özgürlüğün tutsağı oldu. Âdem de özgürdü Havva’yla cennette. Cennetteki yasak meyveden yedi ve tutsak oldu. Yeryüzü ve dünya tutsaklığı başladı. Âdem’in çocukları çoğaldı ve her şeye sahip olmak istediler özgürlük adına.

Ateşe hükmettiler, suya, toprağa, gökyüzüne, hayvanlara ve sonra kendi özgürlüğünün peşine düştüler. Niye düştüklerinin farkında olmadılar, bağlı olacakları şeyin özleri olduğunu unuttular. Fıtrattan uzaklaştıkça özgürlüklerini kaybettiler. Çokları iblisin özgürlüğünü tercih etti.  Kimi yaşamayı, kimi acı çekmeyi, kimi sevmeyi özgürlük saydı. Ölüme inanmanın özgürlüğe inanmak olduğuna inandılar. Hep (y)anıldı insan. Oysa Allah haddini bildirmek için insana, gündem konu/su yaptı ve had bilmezlerin suratlarına çarptı bir damla su gerçeğini.

‘‘Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak’tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten ürünler bitiririz’’ (Hac Suresi, 5)

Selam ve dua ile…

mevrence@gmail.com
www.mustafaokkesevren.com

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


740 kez görüntülendi

Yukarı