Milletimizin başı sağ olsun

Soma’da meydana gelen müessir kaza, uzun yıllar silinmeyecek şekilde milletimizin hafızasına kazındı bile. Bu elim olaydan sonra, ULUSAL YAS ilan edilerek, kazada ölenlerin yakınlarının bir nebze de olsa acılarının paylaşılması ve yaralarının sarılması için gerekli önlemler alınmaya başlandı…

Yediden yetmişe herkes kendisine şu soruyu sordu?… Bu milletin kaderi mi elim olayları birçok can kaybıyla yaşamak?.. Bu ülkede deprem olur yüzlerce insan ölür. Bu ülkede sel olur yüzlerce insan ölür. Bu ülkede Grizu faciası olur yine yüzlerce insan ölür. Bu ülkede ne kaza biter ne de ihmaller zinciri. Insan hayatı bu kadar ucuz olmamalıdır…

Bu olayın akabinde yine gördük ki; olay çözüm üretmek yerine bundan siyasi çıkar sağlamaya çalışan insanlarla doldu…Sorumlu avına çıktılar hep birlikte. Maksat zaten belliydi.. Olaydan siyasi devşirmeler yaparak milleti provoke etmek… Çünkü en kolay olanı buydu…

Çoğu kimseden ilmen ve fennen sorunların ve bu can kayıplarının nedenleri açıklama yoluna gittiği pek görülmedi bugüne değin…

Yine kolayına kaçtılar… Suçu Sayın Başbakana ve Hükümete Attılar

Siyasi emellerine ve maceralarına hiç ara vermeden devam eden ne idüğü belirsiz kimseler, bu ortamı siyasi bir arenaya çevirdiler ve insanların duygularını sarsacak sorularla gerçek sorunları bir kenara bırakıp, hep bir elden ülkeyi kaosa nasıl taşırız planlarını yapmaya başladılar. Ancak, her zamanki gibi sağ duyu galip çıktı ve insanlar acılarına rağmen istikrara dil ve el uzatmadılar…

Kazada yaşanan can kaybı fazla…Ve hepsi şu an toprağın kucağına defneedildiler… Ruhu bedeninden ayrı yaşamaya başlayan, ve yüreği yaralı sevgili kardeşlerimiz toprakğın altındalar… Ve o gün birçok ölü seviciler sıcak yataklarında yattılar… Ama unutmayınız ki; ve emin olunuz ki; sayın başbakan yatamadı uyuyamadı…

Ben bir akademisyen ve hekim birisi olarak bu satırları size yazmaktayım… Lütfen yazıma siyasetin hamasi tarafıyla yazan birisi olarak algılamayın… Ben yüreğinde gerçek acıları paylaşan bir vatandaş yazıyorum bunları…

Soma’da ruhunu teslim edip Allah’a yürüyen kardeşlerimizden daha kaza gününe değin haberimiz bile yoktu. Bizler şiirleri şarkıları sizsiz mırıldanıyorduk… Sizler de yerin altında yanık bir türkü ile alın teri döküyordunuz… Hatta canına tak dediğin anlarda ‘’Kaç kişi benim alnımdaki terimin siyah aktığını düşünüyor?’’ diye geçirmiş de olabilirsin aklından… Sanırım ailen dışında hiç kimse değildi… Ama şimdi öyle mi?.. Bir anda tüm dünya kıbleye döner gibi yüzünü sana döndüler… Herkes mekanınızın cennet olması için dualar ediyorlar… Herkes sizlerin hazin hayatlarını görüntüleyip, yazıyor… Bu ülkede ve başka ülkelerde çok kimse senin daldığın geri dönüşsüz o uykuda belki de seni düşünerek uyuyamıyor…. İnan bana kardeşim buna Sayın Başbakan da dahil…

Kazada ölenler arasında kardeşler vardı…İkiz kardeşleri yan yana, nefessiz ve sessiz buldular… Ruhları birbirlerine sarılarak ruhlar alemine uçup gitmişlerdi… Omuzlarında bedenlerinden büyük yük taşıyorlardı…Sanki aynı anda doğarken sözleşmişlerdi Allah’a da beraber yürüyelim diye… Bir ana aynı anda iki kuzusunu beraber kaybetmişti daha dün…. Sevdaları ruhları varlıkları kavgaları hep aynı ocaklarda geçmişti. Geride 3 yetim bıraktılar… Sözlerin bittiği ancak acıların başladığı noktadayız millet olarak

Hükümet yetkilleri başta Sayın Başbakanımız başta olmak konu üzerinde en yakın zamanda sis perdelerini kaldırarak gereken her türlü tedbiri alacaklar ve görevi ihmal edenlerle ilgili kanuni süreçleri başlatacaklardı…Ve dedikleri şekilde yaptılar…

İlim ve fen yolundan ne zaman ayrılırsak o zaman uçuruma sürekliniriz…

Diğer taraftan unutulmaması gereken diğer en önemli noktadır…Geçmiş dönemlerde de hem ülkemizde hem de dünyada maalesef işyeri kazaları ve ölümler hiç eksik olmadı. Yüzlerce binlerce insan bu kazalarda can verdiler. Maalesef bundan sonra da buna benzer kazalar olmaya devam edecek gibi görünmekte… Önemli olan İNSANA GEREKEN ÖNEMİ VERMEK VE ÖNCELİKLİ OLANIN ÇALIŞAN SAĞLIĞI OLDUĞUNU bilmektir…

26 Nisan 1942 tarihinde, Çin’de kömür ocağında meydana gelen patlama sonucu madende çalışan işçilerin %34’ü yani 1,549 işçi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerinin madenden çıkarılması 10 gün sürdü. 1906 yılında Kuzey Fransa’da bir maden ocağında meydana gelen kömür tozu patlamasında 1,099 madenci öldü. Üstelik ölenlerin 3’te ikisi 18 yaşın altındaydı Japonya’da bir kömür ocağında meydan gelen gaz patlamasında 687 madenci yaşamını yitirdi. Bu kaza Japon tarihine en ölümcül maden kazası olarak geçti. 1963 yılında yine Japonya’da kömür madeninde patlama meydana geldi. 438’i karbonmonoksit zehirlenmesinden olmak üzere 458 madenci yaşamını yitirdi.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Önemli olan olay olduktan ve canlar kaybolmadan gerekli önlemlerin ilim ve teknoloji ışığında yapılmasıdır…

En kısa sürede, işyeri çalışmalarının olduğu bölgelerde ve havzalarda erken uyarı sistemlerinin oluşturulması, zaman kaybına mahal vermeden gerekli acil yardım sistemlerinin net ve eksiksiz olarak kurulmasıdır. Bu tür düzenlemeler multidisipliner yani birçok alanda uzmanı ilgilendiren yaklaşımlardır… Bir orkestra gibi düzenli olarak bir araya gelerek, oryantasyon bozukluğu olmadan gerekli müdahale ve kurtarma çalışmalarının yapılabildiği düzenlemelerin yapılmasıdır… Çok maliyetli ve bir o kadar da meşakkatli olsa da sistemli olarak önlem ve müdahalelerde her zaman bir can daha fazla kurtarılabilir prensibiyle hareket etmek en akılcı yoldur. Bu elim kazada da en kısa zamanda gerekli koordinasyon sağlanmış olmasına ve müdahaleler yapılmasına karşın 300 ün üzerinde can kaybı yaşanmıştır…

Kaza ve Ölümlerin Nedenleri:

İşyeri güvenliği kurallarının göz ardı edilmesi. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; tüm dünyada madenlerin çoğu gerekli standartları taşımamaktadır. Ancak, diğer taraftan enerji kaynaklarına duyulan ihtiyacın da giderek artması nedeniyle aşırı üretime göz yumulması bir başka neden olarak ileri sürülmektedir. Mesela Çin’deki 16 bin kömür madeninin yüzde 80’inin düzensiz işletildiği bilinmektedir.

Kazaların çoğu, Yangın kontrol ekipmanlarının bulunmayışı gibi madenlerdeki güvenlik önlemlerinin olmayışına bağlanmaktadır.

Özel maden işletmelerinde ölümlü kaza oranı daha yüksek görülmektedir.

Gerekli kontroller ve zamanlamaları çoğu kez sorunlu olmaktadır.

Ülkemizde ve dünyada iş ve işçi güvenliği konusunda uzman sayısının az olması…

Dünya maden üretiminin %35’inin gerçekleştirildiği ülke olan Çin’de tüm dünyada oluşan maden kazalarının %80’i olmaktadır. Yani madenlerin sayısı ve üretim arttıkça kaza ve ölümler doğru orantılı olarak tüm dünyada artmaktadır. Yani ne kadar önlem alırsanız alın kaza ve ölümler bir şekilde olmaktadır.

Bir yerde kaza ve ölümlerin olmasını siyasi bağlantılara mal etmek işin kolayına kaçmaktır. Hele ondan siyasi rant devşirmek, provakasyonlara mahal vermek ölüm ve kazaları azaltmaz, tersine artırır. Burda önemli olan, ortak aklın ve istişarenin yapılarak, iş ve işçi güvenliği ile ilgili eksik taraflarının giderilmesidir. Yoksa maalesef ülkemizde huzuru da etkileyen, ve ölümlerden geriye kalan ailelerin psikolojik durumlarını da çok derinden etkileyen kaotik bir ortam doğar… Herkesin üzerine düşen bu kazadan ibret almak, empati yapabilmek, milletimizin yara ve ıstırabını sarmak için yardım ellerini uzatmaktır.

Yaşadığımız bu elim olayın tekrar etmemesi en büyük duamızdır… Allah şehitlerimize rahmet geride kalanlara sabır versin…

Selam ve Dua ile…

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


1017 kez görüntülendi

Yukarı