HANİ SÖZ VERMİŞTİK!

kare-idris-polat

Siz hiç açlıktan ağlayan çocuğunuza bir dilim ekmek verememenin acısını yüreğinizde hissettiniz mi?

res1

“Üşüyorum anne! Baba!” diyen yavrunuzun altına serecek bir döşeği, üzerine örtecek bir yorganı bırakın, ona giydirecek bir elbise bulamamanın çaresizliği içerisinde nefesiniz boğazınıza düğümlendi mi?

res2

Herkesin evine çekildiği kapısını penceresini kapatıp tatlı uykulara daldığı gecenin ayazında yavrularım üşümesin diye üzerine kapanıp çaresizce gözyaşı döktüğünüz oldu mu?

res3

Akşam eve giderken bırakın yavrunuzu güldürecek oyuncak almayı, karnını doyuracak ekmek alamadan eve döndüğünüz ve “Bu günde mi aç kalacağız?” diyen yavrunuzun karşısında binlerce kez ölmeyi istediğiniz oldu mu?

 res4

Şu anda Adana’mızın çeşitli semtlerinde bu anlattıklarımızı ziyadesiyle yaşayan hem kendi halkımız hem de Suriyeli savaş mağduru kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimizin ne giyecek kıyafeti, ne yatacak döşeği, ne de başını sokup yağmurdan soğuktan korunacağı bir evleri var.

res5

 

Unutmayalım ki Allah, yapılan hiç bir iyiliği karşılıksız bırakmayacaktır. Bugün vatanlarını, evlerini terk edip şehrimize sizlerin, Anadolu’nun ana şefkati ve merhametine sığınan bu kardeşlerimiz, sizlerden Medine’li Ensar’ın sıcaklığını, fedakârlığını beklemektedirler.

 

Çok üzülerek ifade edelim ki, çadır bile diyemeyeceğimiz bir yerde yaşayan bu kardeşlerimizden birinin Yasemin Halef adındaki 3 aylık bebeği geçen hafta soğuktan zatürre olup hayatını kaybetti. Gerekli yardım sağlanmadığı takdirde birçok kardeşimiz ve onların minik yavruları için sonuç aynı olacaktır.

 

Bizlerin ininanan kimseler olarak bazı sorumluluklarımız vardır, hani Şairimizinde ifade ettiği:

Hani söz vermiştik Medine’de!…

Hani söz vermiştik dünya kardeşliğinin en güzel

Teşekkül etmeye başladığı Medine’de!

Kıyamet’e kadar tüm Müslümanlar kardeş olacaktı.

Ve bizler, ve bizler muhakkak ki “Müslümanlar kardeştir”

Ferman-ı ilahisine gönülden bağlanacak, vücudun

Azaları gibi birbirimizin derdiyle dertlenip,

Sevinçlerimize ortak olacak, “Komşusu açken tok yatan

Bizden değildir” düsturuna, evrensel komşuluk bildirisine

Kardeşliğin gönüllüsü olarak bakacaktık.”

 

UNUTMAYALIM Kİ ONLAR, NASIL VATANLARINDAN HİCRET ETMEKLE İMTİHAN OLUYORLARSA BİZLERDE AYNI ŞEKİLDE BU MAĞDURİYETLERE YARDIMCI OLUP OLMAMAKLA İMTİHAN OLUYORUZ.

 

Biz mü’minlerde olması gereken hassasiyyeti, Bişr-i Hafî ne güzel anlatmaktadır: Çok soğuk bir günde, Bişr-i Hafî’yi yalın ayak ve titrer halde gören öğrencileri ona: “Hocam, ne oluyor? Bu hâliniz de nedir?” diye sorarlar. Bişr-i Hafî ise: “Şu soğukta fakirlerin üşümeleri aklıma geldi. Onlara yardımcı olacağım bir şeyim de yok. Ben de onlar gibi soğukta üşüyerek daha içten dua edip onlara yardımcı olmak istedim. Zira üşümeyen, üşüyenlerin halinden anlamaz. Üşüyenlerin halinden anlamayan, eninde sonunda kendini de anlamaz.” diye cevap verir.[i]

 

Sahabeden Cerîrb. Abdullah: “Bir gün Rasulullah’ın huzurundayken Mudar Kabîlesi’nden yoksulluktan, neredeyse çıplak vaziyette bir topluluk çıkageldi. Onları bu derece fakir ve zor durumda gören Hz Peygamber’in (s.a.s) üzüntüden yüzünün rengi değişti. Hemen evine girdi. Sonra da çıkıp (namaz vakti olmadığı halde) Bilâl’e ezan okumasını emretti. Bilâl ezan okuyup kamet getirdi. Efendimiz (s.a.s) namaz kıldırıp akabinde hutbeye çıkıp şu âyet-i kerîmeyi okudu: “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın!..”[ii]

Hz. Peygamber daha sonra: ”Ey mü’minler herbiriniz bir ölçek bile olsa altınından, gümüşünden, elbisesinden, buğdayından, hurmasından sadaka versin. (En azından) yarım hurma bile olsa sadaka versin!” buyurdu. (Hz Peygamber’in (sas) üzüntüden yüzünün sararması, ashaba o kadar tesir etti ki,) Ensâr’dan bir adam, ağırlığından dolayı kaldırmakta zorlandığı, hattâ kaldıramadığı bir torba getirdi. Tüm Medineliler koşuşturmaca içinde sadaka vermek için sıraya girmişti. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Rasulullah (sas) Efendimiz’in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu…”[iii]

Kardeşlerim!

Tüm samimiyetimle ifade ediyorum ki bu gün Hz. Peygamber Adana’mızda olup bu kardeşlerimizin şu soğuk yağmurlu kış gününde sokaktaki hallerini görseydi aynı şekilde üzülür ve mahzun olurdu. O yüzden gün,önce Allah’ı sonra Hz. Peygamber’i razı etme günüdür. O’na layık ümmet olduğunu gösterme günüdür.

 

Bu gün âlemlere rahmet o kutlu nebinin çağrısını O’nun şerefli ve insanlık içerisinden çıkmış en hayırlı ümmeti olan sizlere yeniliyorum. Evimizde halı,  battaniye, elbise, kuru bakliyat namına paylaşabileceğimiz ne varsa sizin merhametinize, şefkatinize muhtaç olan bu kardeşlerimizle paylaşmaya davet ediyorum.

 

[i]İbn Kayyım, el-Fevaid, 173.

[ii]Haşr, 59/18.

[iii]Müslim, Zekât, 69.

 

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


2472 kez görüntülendi

Yukarı