DEĞİŞEN NE?

İnanları anlamak zor artık! Rabbül Alemin’in kudretini kavramaktan aciz bir bir millete dönüştük. Toplumca yıkımların en büyüğündeyiz. Olayların neticesine bakmaktan uzağız. Yaptıklarımızdan ders alacak kabiliyete muktedir olamıyoruz. Zira, geride bırakıyor olduğumuz yıl, bizim acziyetimizi gözler önüne seriyor.
Bir dönüşüm döngüsünün içinde amacımızdan uzak, devri daim içerisindeyiz. Kimin ne için yaşadığını sorgulamaktan ziyade ne olduk ona bakalım. Her seferinde altını çizmekten kaçınmadığım değer yargılarımızı gözden geçirmek gerekiyor. Açıkçası değerler insanlara özgü bir haleti ruhiye seferidir. Kimse ahlaksız olmayı seçmez. İnsani vasıflardan uzaklaşmayı amaç edinmez. Zaman, mekan, eğitim vs. gibi olgular sebebiyle değişime uğrar. Farkında olur ya da olmaz.
Gözümüz, gönlümüz, ruhumuz, beynimiz zorlu süreçlerden geçerken ya doğruyu ya da yanlışı benimser. Bu noktada kendi doğrularımız ne kadar doğru bunu irdelemek gerekiyor. Ahlaki erdemlerimizi gözden geçirmek kabilse eğer, kendimizle çelişmek kaçınılmazdır.
Toplumumuz dünyası, değişmek için gözünü karartmış bir durumda. Değişimin neticesi iyi ya da kötü; herkes bir tercih yapıyor. Hayatına uydurmak istediği oluşumları zihnine endekslerken kalbine doğru olduğunu dayatıyor. Doğallaştırılmış, kuralsız yeni yaşam ekolü, ne yazık ki herkesçe kabul görülmüş bir standart oldu.
Tabiatımıza yerleştirilmiş olanı değiştirirken ‘zamana ayak uydurma’ politikasıyla tabileşen eğriler var. Makineleşmiş yeni dünya sisteminden, herkes payına düşeni almakla meşgulken, kimse ne olduğumuzu sorgulamaya fırsat bulamıyor. Kavram kargaşasından düşe kalka yaşamayı öğrendik bana kalırsa. Yaşamın mucizevi olanaklarını içi kof heveslere hibe ediyoruz.
Öyle bir çağın esiri olduk ki, İslami fiiller bile tutarsızlaştı. Bu hepimizin ortak meselesi. Çözümü gayretle paralel olan bir ince yol. Meşakkatli, uzun ama doğru ve huzur dolu…
Nihayetinde huzurumuz yok oldu. Bir çok kolaylıklarla bezenmiş günümüzün dünyasında, sıkıntı ve sorunlar çoğaldı. Teknoloji ilerledikçe hastalık, sorun ve hatta siyasi kavgalar haddini aştı. Çatlaklar su sızdıra sızdıra ruhumuzda büyük bir okyanus oluştu. İçi bin türlü bela ve musibet dolu siyah bir ölü deniz. Ruhumuzun banyosu o zifir deryasıyla yapıldığından beridir, doğrular uzaklaştı benliğimizden. Dokuz yaşında bir çocuk hayattan yakınırken, psikolojik tramvalar arttı. Az ile yetinmek bir kenara nice varlığın içinde başkasının varlığına diker olduk gözümüzü.
İçimiz dışımız karamsarlık, yılgınlık, öfke, benlik… bir kabusun içindeyiz ki sorma! O kabustan uyanmak marifet, hayra yormak ise cehalete dönüştü…

Emine Tanırgan
yazarcizer01@hotmail.com

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


1067 kez görüntülendi

Yukarı