Başbakan Davutoğlu: Paralele karşı milletle omuz omuzayız

basbakan
Başbakan Davutoğlu, “Paralele karşı milletle omuz omuzayız ama paralel kimlerle omuz omuza şimdi ona bakalım. Hep beraber gelirlerse zaferin tadı daha büyük olur” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Hasan Güngör Spor Salonu’nda yapılan Denizli 5. Olağan İl Kongresi’ndeki, konuşmasına efelere, zeybeklere selam vererek başladı.

Kenti “ilmin, irfanın diyarı” olarak nitelendiren Başbakan Davutoğlu, tek tek isimlerini saydığı Denizli’nin ilçelerine selamlarını iletti.

Hava muhalefeti nedeniyle kente uçak ya da helikopterle gelemediklerini, karayoluyla gelmek zorunda kaldıklarını dile getiren Davutoğlu, kendisini bekleyenlerden haklarını helal etmelerini istedi.

“Yola çıkarken şundan emindik, Denizlili karar verdi mi, bir söz verdi mi bulunduğu mevziyi, meydanı, doldurduğu salonu terk etmez. Denizli, Uhud’un okçuları gibidir, tepeyi terk etmez” diyen Davutoğlu, hep yanlarında olan kente minnet, teşekkür borçlu olduklarını söyledi.

Kendisini salonun içinde ve dışında bekleyenleri hiç unutmayacağını vurgulayan Davutoğlu, salondakilerin “dik dur eğilme, AK Gençlik seninle” sloganlarına, “Eğilmek bizim için mümkün mü? Hep Denizli’nin sembol horozu gibi başımız her zaman diktir, hiç eğilmez” karşılığını verdi.

Kent için kullanılan “Denizli’nin evlatları, bizim için elimizin asasıdır, gönlümüzün tasasıdır, evlerin yakacağı, çorbamızın kaşığıdır” ifadelerini hatırlatan Davutoğlu, o güzel lehçesiyle Denizlili’nin konuştuğunda cümle alemin susup, kente selam durduğunu söyledi.

Denizli’nin sembolünün horoz olduğunu anımsatan Davutoğlu, “Denizlililer öyledir ki güneş doğmadan uyanırlar, güneşi haber eder Denizli. Üzerinde güneş doğmayacak kadar çalışkan ve güneşi haber eden Denizlililer, sizler AK Parti güneşinin habercileri oldunuz” diye konuştu.

“Madem ki hazinemiz boşaltılmış….”

Kentin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, AK Parti’nin genel başkanı olduğu dönemden itibaren sahip çıktığını, Cumhurbaşkanlığı seçiminde de onu yalnız bırakmadığını belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

“15 Mayıs 1919 düşman askeri İzmir’e ayak bastı. Memleket bir var olma,  beka mücadelesinin eşiğindeydi. İzmir’den bir yiğit çıktı, Hasan Tahsin. İlk mermiyi sürdü, ‘teslim olmayız’ dedi. Aynı gün Denizli’de kahraman bir ses Müftü Ahmet Hulusi Efendi ve yanında belediye başkanı ile bir fetva okudu. Dedi ki, ‘İşgal altına düşüldüğünde her Müslüman için cihat, her Müslüman için gayret, farz-ı ayndır. Herkesin üzerine istiklal mücadelesi vermek farzdır.”

Salondakilerin sloganlarına “Allah, tarih ve millet bizden yanadır” diye karşılık veren Davutoğlu, şöyle devam etti:

“İstiklal mücadelesine çıkan yiğitler, Denizli’nin efeleri, tekbir bu semalardan hiç dinmesin diye çıktı. Ahmet Hulusi Efendi yayınladığı fetvada şunu diyordu: ‘Silahınızın olmaması mazeret değildir, elinizde hiçbir şey yoksa üç çakıl taşı alacaksınız ve düşman ordusuna atacaksınız’. İşte aynı ruh ve bilinçle 2001′de bir kervan yola çıktı. Afyon’da 1 Ağustos 2001′de aynı aşkla, sevdayla AK Parti yiğitleri, kurucu genel başkanımızın başkanlığında aynı şeyi söylediler: ‘Madem ki hazinemiz boşaltılmış, madem ki savunma sanayimizde mecalimiz kalmamış. Tank yapamadığımız gibi hibe bile alamaz duruma düşmüşüz. Madem ki esnaflar başbakanlığın önünde yazarkasa kırar hale gelmiş. Bu hal üzereyken bir millete durmak yakışmaz. Madem ki IMF memurları ülkeye talimat verir hale gelmiş, işte istiklal mücadelesini başlatma vakti gelmiştir’ dedik. Tarih 1 Ağustos 2001, aynen 15 Mayıs 1919′da Denizli’den yükselen ses gibi bir istiklal mücadelesine çıktık. Hem siyasi istiklal ki demokrasiyle taçlanacak, hem ekonomik istiklal ki ekonomik kalkınmayla taçlanacak, hem de dünyada itibarlı bir konum almak üzere AK Parti kadroları harekete geçti.”

Davutoğlu, “Elinizde hiç imkan olmasa dahi, üç çakıl taşı olsa,  o çakıl taşları üst üste koyacaksınız ve bu milletin, devletin yeniden inşasına katkıda bulunacaksınız. Buna hazır mısınız” demesi üzerine salondakiler hep birlikte “Evet” yanıtı verdi.

Başbakan Davutoğlu, gençlerden bu istikbal mücadelesinde aşkla çalışmalarını istedi.

“Aşkla çalışmaya hazır mısınız?”

Davutoğlu, elde hiçbir imkan olmasa dahi 3 çakıl taşını üst üste koyup milletin, devletin yeniden inşasına katkıda bulunulması gerektiğini vurguladı.

Kongreye katılanlara “Buna hazır mısınız? Nasıl istiklal mücadelesini verirken dedelerimiz aşkla çalıştılarsa, istikbal mücadelenizde, gelecek mücadelenizde büyük bir aşkla çalışmaya hazır mısınız?” diye soran Davutoğlu, bunun için gayret sarf eden AK Parti kadrolarından, 7 Haziran’daki genel seçimlerde en az yüzde 60 destek beklediğini dile getirdi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

“İşte biz 2001′de bu aşkla yola çıkmışken, bu hamleyi, bu büyük davayı engellemek için yola çıkanlar oldu. Her aşamada AK Parti davasının, AK Parti’nin kalkınma hamlesinin, demokrasi mücadelesinin önüne takoz koymaya kalktılar. 2004′de ‘Genç subaylar rahatsız’ dediler. 2006′da adından başka hiçbir şeyi cumhurla alakası olmayan Cumhuriyet mitingleri yaptılar. 2007′de e-muhtıra verdiler. 2008′de partimize kapatma davası açtılar. Şimdi soruyorum, bizi durdurabildiler mi? Bizi durdurabilirler mi?”

“İşte bu ahitleşmedir”

Salondakilerin “Hayır” yanıtı üzerine Davutoğlu, “İşte bu ahitleşmedir. Bizi durduramazlar. Biz yolumuzdan dönmeyiz” diye konuştu. Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Baktılar durduramıyorlar, bu sefer 2013 Mayıs’ında tam da Türk ekonomisi altın dönemini yaşarken, çok büyük mega projeler devreye girmişken, Gezi provokasyonları başladı. IMF’ye son taksitimizi ödedik, IMF defteri kapanmış. 3. havalimanı, 3 köprünün temelini atmışız hem de Türk firmalarınca yapılacak şekilde. Büyük hamlelerin eşiğindeyiz. Enflasyon, faiz yüzde 5′lere inmiş. İşte bu durumda Türkiye’yi durduramayacaklarını anlayanlar Gezi provokasyonlarına kalkıştılar.

Gezi provokasyonlarıyla 2013 Mayıs’ında durduramadıkları Türkiye’yi, AK Parti’yi 17-25 Aralık kumpaslarıyla bu paralel çeteyle durdurmaya kalktılar. Düşününüz, milletin hayır, hasenatıyla ve onu istismar ederek yola çıkan bir çete, bu sefer içerideki işbirlikçileri, dışarıdaki işbirlikçileriyle birlikte Türkiye’nin seçilmiş, milli iradeyle iş başına gelmiş hükümetine karşı darbe teşebbüsüne kalkıştılar. Millet iradesiyle seçilmiş başbakana ‘dönemin başbakanı’ diyerek hitap etmeye, dosya hazırlamaya kalktılar. İşte 1 yıl geçti. ‘Dönemin başbakanı’ dedikleri Recep Tayyip Erdoğan bugünün Cumhurbaşkanı. Millet 30 Mart ve 10 Ağustos’ta şu cevabı verdi açık ve net bir şekilde: Bu milletin başına ancak ve ancak bu milletin iradesiyle seçilenler gelebilir.”

“Paralele karşı milletle omuz omuzayız”

Kongredeki gençlerin “Paralele karşı omuz omuza” slogan atması üzerine Başbakan Davutoğlu, “Gençler paralele karşı biz, milletle omuz omuzayız. Ama paralel kimlerle omuz omuza şimdi ona bir bakalım” dedi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

“30 Mart seçimlerinden önce bütün şehirlerde mahalle mahalle dolaşıp şu propagandayı yaptılar. ‘AK Parti dışında kim güçlüyse ona oy verin, yeter ki AK Parti’ye oy vermeyin’. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da HDP ile omuz omuza geldiler, batıda CHP ile omuz omuza geldiler, diğer yerlerde MHP ile. Ben de o zaman Konya mitinginde Sayın Cumhurbaşkanımız, başbakanken sesi kısıldığı için gelemediğinde, seçimden 1 gün önce şöyle dedim: tek tek gelmeyin hepiniz birlikte gelin, eğer geri dönersek namerdiz. Tek tek geldikleri zaman zaferin tadı olmaz. Hep beraber gelirlerse zaferin tadı daha da büyük olur. Herhalde o çağrıya kulak astılar ki Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce çatı aday çıkardılar. 12 -13 parti bir araya geldi, çatı aday çıkardılar. Karşılığında sadece AK Parti adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan vardı, o zaman başbakanımız. Peki sonuç ne oldu? Milletle omuz omuza veren Recep Tayyip Erdoğan, paralelle omuz omuza veren partilerin toplam adayını ezdi geçti. Milletle omuz omuza vermenin sonucu budur.”

“CHP olağanüstü kongresinin sayısını unutmuştur”

Türk siyasi tarihinin en anlamlı, en erdemli olağanüstü kongrelerinden birini yaptıklarını kaydeden Davutoğlu, “CHP, olağanüstü kongresinin sayısını unutmuştur. 18-20 devamlı olağanüstü kongre yapar ama ihtilaf sebebiyle yapar, biri diğerinin ayağına çelme takmak için yapar. Biz ise olağanüstü kongreyi Cumhurbaşkanlığı makamına gönderdiğimiz genel başkanımızın emanetini bu dava emanetini almak üzere yaptık. Bir vefa kongresi olarak yaptık. Bir büyük davanın istikamet üzerine yürümesi için yaptık ve bu görev Server Gazi’den, Mehmet Gazi’den, Denizli fatihlerinden bugüne kadar gelen bu büyük davanın ağır sorumluluğu bendenizin üzerine düştü. O günden bugüne gitmediğimiz ilimiz neredeyse kalmadı. Her yeri dolaştık. 50′ye yakın ilimizi ziyaret ettik. İnşallah yakın dönemde ziyaret edeceklerimizle bütün illerimize gideceğiz. Çünkü bizim için ağır bir mesuliyet aldığında milletin huzuruna gitmek var, milletten kaçmak yok. Millet davasını güdenler milletten kaçmazlar. Ankara’nın koridorlarına, kapalı salonlarına kapanmazlar. Millete giderler, millete gittik biz” ifadelerini kullandı.

Bir ay içerisinde Mersin, Osmaniye, Muğla, Aydın, Tekirdağ, Diyarbakır, Batman, İzmir, Afyonkarahisar, Manisa’ya gittiklerini, şimdi de Denizli’de olduklarını anlatan Davutoğlu, “Bu bir aylık program. Şimdi soruyorum: Hepiniz takip ediyorsunuz basında. Acaba Kılıçdaroğlu 1 yılda bu programı yaptı mı? Bahçeli 1 yılda bu kadar bu şehirlere gidip o şehirlerden rıza aldı mı? Neden, aramızdaki fark bu. Bizde rehavet yok. Bizde Türkiye’nin doğusuna da batısına da kuzeyine de güneyine de giderek nakış nakış ilmek ilmek kardeşlik dokumak var, nakış nakış ilmek ilmek tarihin akışını yönlendirmek var.”

“Adaleti haykırmaya devam edeceğiz”

Bir aylık programında gittikleri şehirleri, yaptıkları açılışları anlatan Davutoğlu, “Bizde rehavet yok. Bizde Türkiye’nin doğusuna da batısına da kuzeyine de güneyine de giderek nakış nakış, ilmek ilmek kardeşlik dokumak var” diye konuştu.

Denizli’deki coşkudan çok etkilendiğini dile getiren Davutoğlu, ziyaret ettiği tüm illerde aynı heyecanı gördüğünü söyledi.

Başbakan Davutoğlu, Denizli’deki coşku ve heyecanın bugün Somali’de, Gazze sokaklarında, Saraybosna’da, Orta Asya derinliklerinde, Afrika sahrasında da yaşandığını belirterek, şöyle konuştu:

“Oradaki her bir kardeşiniz Türkiye’deki her bir gelişmeyi takip ediyor ve Türkiye’deki gelişmelere sırtını dayıyor. Buradan Filistin’e de selam edelim. O mazlum milletlerin tümüne selam olsun. Madem ki Denizlili efeler böylesine aşkla ayaktadır, dünyada adaleti ikame edene kadar, zalime karşı elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz. Zalim kimlik değiştirse maske taksa hangi kimlikle gelirse gelsin, hangi maskeyle gelirse gelsin, o maskeyi indirecek, adaleti haykırmaya devam edeceğiz.”

Başbakan Davutoğlu, Denizli’ye her türlü hizmete yapmaya kararlı olduklarını ifade ederek, kentteki yatırımlara ilişkin bilgi verdi. İldeki kütüphanenin depremden hasar gördüğünün söylendiğini, onun yerine 3 bin metrekarelik kütüphane yapacaklarını bildirdi.

“Değişimi herkes gözlüyor”

Denizli’ye 12 yılda 9 milyar liralık yatırım yaptıklarını, çok geniş imkanlarla Denizli’ye hizmeti vazife bildiklerini aktaran Davutoğlu, Denizli’nin de AK Parti’ye, hükümetlerine hep sadakat gösterdiğini, kendilerinin de Denizli’ye hizmeti borç bildiklerini belirtti. Davutoğlu, “İlçelerimize hastaneler ve en iyi şartlarda sağlık merkezleri açtık. Adliye saraylarını yeniledik. Denizli’deki değişimi herkes gözlüyor” diye konuştu.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Şimdi Denizli’ye yeni bir istikbal çizmenin vaktidir. Dün İzmir’de bazı müjdeleri paylaştım, Manisa’da paylaştım. İnşallah Ege’nin hinterlandında, Ege’nin İzmir ile irtibatını kuran şehir olarak, Ege’nin İç Anadolu ile bağını kuran şehir olarak Denizli, çalışkan Denizlililerin eliyle önümüzdeki dönemde yükselen bir şehir olacak inşallah. Bin 205 yataklı bir şehir hastanesini yapıyoruz. Aydın -Denizli otoyolu tamamlanıyor. İzmir-Aydın-Denizli üzerinden Antalya’ya otoyolla bağlanıyoruz.Denizli ticaret hattıyla İzmir’e, diğer yönüyle de Antalya’ya turizm hattıyla bağlanacak. Yönünü batıya döndüğünde yükselen bir ticaret-sanayi şehri olacak, yönünü güneye, Antalya’ya döndüğünde buraya gelen her turistin ziyaret etmek istediği bir turizm merkezi olacak. Yönünü İç Anadolu’ya döndüğünde, çevresine baktığında da bir tarım şehri olarak yükselmeye devam edecek. Denizli’nin geleceği parlaktır. İnşallah 2023 programı çerçevesinde de İzmir-Denizli-Antalya demiryolunu da tamamlamaya çalışacağız. Bütün bunlarla Denizli’yi, bu yörük  diyarını, vatana sadakatiyle şan sahibi olmuş bu güzel şehri ihya edeceğiz, inşa edeceğiz, merkez bir şehir haline getireceğiz.”

Davutoğlu, depremden zarar gören kütüphanenin ile yakışır şekilde, 3 bin metrekarelik bir alanda yeniden yapılması yönünde talimat verdiğini bildirerek, ” Denizli irfan diyarıdır,Denizli her haliyle bize öncü bir şehirdir. Denizli’ye sahip çıkacağız” dedi.

İnşaatı devam eden Cindere Barajı’nın da en kısa sürede bitirileceğini söyleyen Başbakan Davutoğlu, “Ulaşım, ticaret, sanayi, tarım, turizm ve kültür ile irfan Denizli’de buluştu, buluşacak Allah’ın izniyle” diye konuştu.

Davutoğlu, şehrin merkezinde kalan Denizli Stadyumu yerine yeni bir stat yapılması yönünde çalışmalar yürüteceklerini bildirdi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnşallah, geçen sene Türkiye’ye kurulan kumpaslar karşısında, AK Parti’yi  durdurma çabaları karşısında, 7 Haziran’da Denizli’den gür bir ses vermeye hazır mısınız? Bu gür sesle ‘Yeter, söz de karar da sadece millete aittir’ demeye hazır mısınız? Birilerinin kale gibi gördüğü şehirleri, bizim kalemiz, milli iradenin kalesi yapmak üzere Denizli’den ses vermeye hazır mısınız? Sizden en az yüzde 60 istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu hedefe yaklaştınız. Ama yüzde 60 almaya hazır mıyız? Denizli’de yüzde 60′ı, 65′i bulmak için yollara düşmeye, her bir Denizliliyi kucaklamaya onları bağrımıza basmaya hazır mıyız? Hanım kardeşlerime soruyorum, Türk tarihinin en büyük hanım kahramanı Haçlı ordularını durduran Yıldız Bey’in kızı Fatma Hanım’ın torunlarına, bütün hanım kardeşlerimize Denizli’de ulaşmaya hazır mısınız? Onlara İstiklal Mücadelesi ile birlikte istikbal mücadelesinin müjdesini vermeye hazır mıyız? Yüzde 60′ı almaya hazır mıyız? Allah sizden razı olsun.”

Başbakan Davutoğlu, partisinin olağan kongresinin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını, “Allah yolumuzu, akıbetimizi hayreylesin, menzilimizi milletimizin menziliyle buluştursun” sözleriyle bitirdi.

Kongreye, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Süleyman Soylu ve Öznur Çalık ile Denizli ve bazı bölge milletvekilleri de katıldı.

Denizli Sivil Toplum Buluşması

Davutoğlu, Denizli programı kapsamında, Anemon Otelde düzenlenen Denizli Sivil Toplum Buluşması etkinliğinde bir konuşma yaptı.

Kentlerin ekonomilerinin ve kendilerine biçtikleri rolün tarih ve coğrafyadan etkilendiğini dile getiren Davutoğlu, “Kritik aşamalarda, eşiklerde, özellikle modern ekonomilerin trend olarak belli bir seyir takip ettiği ya da küresel kriz dönemlerinde doğru zamanlarda doğru karar alan ülkeler diğer ülkelerle aralarındaki farkı kapatır. Kriz şartları, zor ve çetin şartlar olmakla birlikte aslında o aradaki farkı kapatmak için olağanüstü imkan sağlayan şartlardır” diye konuştu.

“1929 ekonomik krizinden sonra dünyanın en büyük krizini 2008′den bu yana yaşıyor, hala içindeyiz” diyen Davutoğlu, bazı ülkelerin ekonomilerinde durgunluğun, büyüme hızlarında düşüşün yaşandığını bildirdi. Davutoğlu, “Ama Türk ekonomisi hamdolsun bu kritik eşiklerden, ciddi sınavlardan geçerek, sağlıklı, bütçe disiplini sağlam, finans sistemi son derece sağlam, sanayi altyapısında üretim artışının devam ettiği, bütün pazar daralmalarına rağmen ihracatımızın 158 milyar dolarla yine yüzde 5 nispetinde artışla önemli bir ilerleme kaydettiği güzel bir performans sergiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk ekonomisinin ivmesi enerji maliyetlerinin düşmesine paralel olarak daha da artacağı inancındayız” diyen Davutoğlu, 62. Hükümet’i kurduktan sonra ekonomik planlama bağlamında önemli kararlar aldıklarını söyledi. Başbakan Davutoğlu şunları belirtti:

“İki koordinasyonun önemini paylaşmak istiyorum, birincisi: Ülkenin ekonomisini yürüten ve makro planlamasını yapan hükümetle hükümetin makro planlamalarıyla iş adamlarının şirket ve strateji planlamaları arasındaki uyum. Biz Ankara’da dünya ekonomilerini takip ederek, Bakanlar Kurulu ve ilgili kurumlarımızda ne kadar vizyonel karar alırsak alalım, eğer bu vizyonel kararlar iş adamlarımızın kendi şirket stratejilerine yansımazsa eksik kalır. Ya da iş adamlarımızın vizyonel stratejik perspektifleri hükümetler tarafından doğru anlaşılmazsa bu bütünlük sağlanmaz.”

Yerel ekonomilerin ülke ekonomileriyle entegre olması

Makro ekonomik planlamaların, makro sanayi planlamalarının iş adamları tarafından doğru anlaşılmasının da önemine değinen Davutoğlu, ekonomilerin düzlemlerinin birbiriyle irtibatlı olduğunu anlattı. Yerel ekonomilerin ülke ekonomileriyle entegre biçimde gelişmezse ülke ekonomilerinin de yerelden kaynaklanan dinamizmi harekete geçirmelerinin mümkün olmayacağını dile getiren Davutoğlu, “Yani Denizli ekonomisi Türk ekonomisinin bir parçasıdır ama aynı zamanda Denizli ekonomisi kendi vizyonunu belirleyecek iç dinamiklere sahip olmak durumundadır” diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, hafta sonu İzmir, Manisa, Afyonkarahisar ve Denizli’de programlarının olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bütün bu bölgenin ekonomik potansiyelini harekete geçirmek için kent ekonomisinden, bölge ekonomisine, bölge ekonomisinden ülke ekonomisine, ülke ekonomisinden de bizim için Avrupa Birliği ve çevre bölgeler ekonomisine ve nihayet küresel ekonomi ile irtibatlı halkalar doğru bağlanmak durumunda. Bu halkanın yöneticisi durumundaki hükümetler, kent ve ülkenin belli ekonomik havzalarının dinamizmini doğru anlayamazsa o dinamizmi  küresel ekonomiye taşıyacak araçları bulamaz. Bunu doğru anlarsa orada yapılması gereken şey, çok sağlam istişari mekanizmalarla bizim hükümet olarak sizlerle kendi vizyonumuzu paylaşmamız ama sizlerin de o vizyonu doğru anlayıp kentten, bölge ekonomisine oradan ülke ekonomisine katkı anlamında bir dinamizm yaratmanız lazım.”

50′ye yakın kente ziyaret

Partisinin kongreleri dolayısıyla son 5 ayda 50′ye yakın kenti ziyaret ettiğini ifade eden Davutoğlu, “Herhalde önümüzdeki iki ay içinde gitmediğim vilayet kalmayacaktır” dedi.

Ziyaretleri sırasında sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya gelmeye çalıştığını söyleyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“62. Hükümet’i kurduğumuz dönemde hükümet programımızın esası ’2. Hamle Dönemi’ diye tanımladığımız yeni bir ekonomik hamle döneminin altyapısını kurmak. Birinci hamle döneminin, 12 yıl Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde Türkiye’nin atıl kapasitesini harekete geçiren, altyapısını duble yollardan, demiryolu altyapısına kadar güçlendiren bir hamle dönemiydi. Hastanelerimiz, her alanda, sağlık, ulaştırma, ticaret çok önemli altyapısal değişim yaşadık. Doğalgaz her yere ulaştı hemen hemen. Şimdi ikinci hamle döneminin özelliği, niceliksel dönüşümü niteliksel bir bağlama oturtmak. Yani gayrisafi milli hasılanın 4 misli artmasıyla özellikle küresel krizle birlikte dünyaya göre iyi ama bizim hedeflerimize göre yavaş seyreden büyümeyi artıracak tedbirler almak. Büyümeyi hem niceliksel hem de rekabeti sağlayacak şekilde niteliksel bir dönüşüm sağlamak. Onun için Ar-ge, inovasyon, yüksek teknoloji, orta yüksek teknoloji yatırımlarına ağırlık vermeye kararlıyız. Bunu ilk baştan itibaren söyledik. Şu ana kadar da Ar-ge, inovasyon ve yüksek teknoloji ağırlıklı ekonomik faaliyetlerden gelen taleplere, katılımlara, davetlere hiç ihmal etmeden katıldım.”

Davutoğlu, G-20 dönem başkanlığında “en az gelişmiş ülkelerin dünya ekonomilerine entegrasyonu” ile “KOBİ’lerin dünya gündemine gelmesi” başlıklarını öne çıkaracaklarını belirterek, Türkiye’de KOBİ’lere gereken desteğin verilmesi konusunda kararlı olduklarını söyledi.

İstihdamın yüzde 77′sinin, katma değerin yüzde 55′inin KOBİ’lerce sağlandığını bildiren Davutoğlu, “KOBİ’ler sağlamsa geleceğe ümitle bakabilirsiniz çünkü o KOBİ’lerden büyük şirketlerin çıkma potansiyeli yüksektir. Ama KOBİ’ler zayıfsa daha büyük ölçekli şirketlerin varlığı bir ekonomiyi ayakta tutamaz” diye konuştu. Ekonominin gelirinin ülke geneline KOBİ’ler aracılığıyla yayıldığını ifade eden Davutoğlu, “Kurumsallaşma ve Markalaşma Destek Programı”nı geçen hafta kamuoyuyla paylaştıklarını anımsattı.

Denizli iş dünyası temsilcilerine, “Denizlinin dinamizmini bilerek söylüyorum, ne olur kurumsallaşma ve markalaşmaya ağırlık verelim” diye seslenen Davutoğlu, esnaf ve KOBİ’lere verilecek desteklere, ekonominin her kademesinde girişimciliği teşvik eden bir politika takip ettiklerine dikkati çekti. Kadın ve engelli girişimcilere üst limitin üzerinde destek verileceğini, KOBİ’lerin inovasyon desteklerinin yüzde 50 artırılacağını söyleyen Davutoğlu, geçen yıl açılan şirketlerin sayısının yüzde 17 arttığını, kapanan şirketlerin de yüzde 10 düştüğünü kaydetti.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu, dünyada nadir örneklerden biridir. Dünyada işletmeler kapanıyor. Burada ülke ismi zikretmeyeyim, herhangi bir ülkenin adını negatif olarak zikretmemek için ama etrafınıza bakın, bir tek Türkiye’de açılan şirket sayısı artıyor, kapanan şirket sayısı düşüyor bu kriz döneminde. Büyük ülkelerde dahi bu trend yok. Bir tek Türkiye’de 2008′den bu yana 6 milyon kişiye istihdam sağlandı. Geçen sene 1,3 milyon kişiye istihdam sağladık. Bu, KOBİ’ler sayesinde, sizler sayesinde. Biz, size güveniyoruz ama sizden beklediğimiz sizin de hükümetinizin makro stratejik planlamalarına güvenmeniz, o doğrultuda girişimci ruhunuzu harekete geçirmeniz. Onun için, bu sektörel dönüşüm programlarına intibak edin. Açılım programlarına, Latin Amerika’ya, Afrika’ya, diğer bölgelere açılım stratejilerimize intibak edin ve o intibak edişte, bizden ne talep ediyorsanız, girişimcilik adına bizden ne talep ediyorsanız yanınızdayız, arkanızdayız. Yurt dışındaki ihracatı artırmak için ne talep ediyorsanız yine türlü teşvikle ihracatın artırılması için yanınızdayız. Ülkenin ekonomik adaletini sağlayacak olan sizlersiniz. Anadolu sermayesi, Anadolu girişimciliği Türkiye’de bütün ekonomik faaliyetlerin sadece Marmara havzasına odaklanmasını dengeleyecek tek faktördür.”

“Marmara havzası gibi başka havzalar oluşsun istiyoruz”

Başbakan Davutoğlu, İstanbul’un küresel şehir olmasını, Kocaeli’nin, Bursa’nın gelişmesini istediklerini ancak Türkiye’nin bütün ekonomik yükünün burada birikmesini istemediklerini ifade ederek, aksi halde İstanbul, Bursa gibi tarihi dokusu çok zengin şehirlerin olağanüstü bir nüfus baskısı altında kalacağını kaydetti.

“Marmara havzası gibi başka havzalar oluşsun istiyoruz. Ege Bölgesiyle ilgili yepyeni bir bölgesel ekonomik kalkınma perspektifi getirmeye kararlıyız, siz de buna intibak ediniz” diyen Davutoğlu, Ege kıyılarının getirdiği turizm, ticaret, ulaştırma imkanları ile kıyının hemen arkasındaki Denizli, Manisa, Afyonkarahisar, Burdur, Balıkesir gibi şehirlerin ekonomik tarım ve sanayi potansiyelinin birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Tarım alanında çok ciddi teşvikler açıkladıklarını anımsatan Davutoğlu, Türkiye’nin son 12 yılda tarımda Avrupa’nın en büyük, dünyanın altıncı büyük üreticisi haline geldiğine işaret etti. Türkiye’nin, eskiden olduğu gibi sadece “buğday ambarı” veya “fındıkta dünya birincisi olmak”la yetinmeyeceğini dile getiren Davutoğlu tarımda etkinliği, verimli üretimi ve teşvikleri olağanüstü düzeylerde artırdıklarını, artırmaya devam edeceklerini söyledi.

Tarım, tarım sanayi ve organik tarımda verilen desteklerle Türkiye’nin önünü açmak istediklerine vurgu yapan Davutoğlu, pamuk konusunda da bir çalışma yapılması talimatı verdiğini, ülke ekonomisinde tarım ürünlerinin dengeli bir şekilde ve bölgenin jeolojisine uygun yürütülmesinin önemli olduğunu belirtti. Başbakan Davutoğlu, “Çok su gerektiren ürünlerle suya ihtiyaç hissedilmeyen ürünlerin dengeli bir şekilde, doğru planlaması yapılmadan uygulanırsa bir müddet sonra bazı yerlerde çölleşme, başka bazı yerlerde de üretim düşmeleri görebiliriz. Biz bunları merkezden, mümkün olduğunca titiz bir şekilde belirlemeye özen gösteriyoruz” diye konuştu.

“Ekonominin atardamarı haline getirmek istiyoruz”

Denizlinin, büyük lütuflarla bereketlenmiş mümbit bir kent olduğuna işaret eden Davutoğlu, en kaliteli tarımın yapılacağı havzaların burada bulunduğunu, organize sanayi bölgelerinde de Denizlinin katettiği mesafenin gözlenebileceğini anlattı. Islah organize sanayi bölgesi ile ilgili atılabilecek adımları gözden geçireceklerini, mermer ve kente has diğer sanayi kollarında da büyük bir imkan ve potansiyel olduğunu bildiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz, Denizli’yi Türk ekonomisinin önemli bir atardamarı haline getirmek istiyoruz. Bunun için bu kararları alıyoruz. Sadece Denizli’ye dönük değil, bütün ülke ekonomisinde belli atardamarlar harekete geçirmeye çalışıyoruz. Tıkanıklık olan yerleri küçük müdahalelerle açıyoruz, nerede bir tıkanma varsa. Bu tıkanma ister sektörlerin finansmanı alanında olsun ister ulaşım hatları alanında olsun, hassas dokunuşlarla oraları açıyoruz. Ama o tıkanma noktalarını açtıktan sonra oradan akacak olan Türk girişimcisinin çalışkanlığı, dinamizmi ve gelişmelere intibak edebilme kabiliyeti… Denizli bu konuda öncü bir şehir.”

62. Hükümet olarak ekonomide niteliksel dönüşüm döneminde Denizli’nin en fazla güvendikleri şehirler arasında yer aldığını söyleyen Davutoğlu, kentin geçmişte, şehirler arasındaki hayırlı rekabette çok önemli aşamalar katettiğini belirtti.

Denizli’nin gelecekte de ülke ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olacağına yönelik inancını ifade eden Başbakan Davutoğlu, “İnşallah yükselen Türkiye’nin yükselen şehirlerinin başında, en önündeDenizli olacaktır diye ümit ediyorum” dedi.

Davutoğlu, kentin tekstil ve birçok alanda yükselen bir trende sahip olduğunu, ihracatın 680 milyon dolardan 2,8 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Denizli’nin potansiyelinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Davutoğlu, kentin İç Anadolu’yu, Akdeniz’i ve Ege’yi birbirine bağlayacak şehirler arasında öncü olduğunu dile getirdi.

Burada sanayinin gelişmesinin bir tesadüf olmadığını ifade eden Davutoğlu, “Denizli’nin simgesi niye horoz? Çünkü horozun üzerine güneş doğmaz. Horoz güneşi haber eder, sizler de çalışkan Denizlililer olarak üzerinize güneş doğmaz, sabah horozdan önce çalışmaya başlarsınız ve güneşi de haber edersiniz. Güneşe öncülük edersiniz. O bakımdan Denizli’nin ben öncü bir şehir olacağına inanıyorum” dedi.

İzmir’in tarih boyunca Akdeniz’in en önemli limanlarından biri olduğunu, bu kentin diğer şehirlere göre gelişme hızını yakalayamadığını ifade eden Davutoğlu, “Bunda yerel yönetimlerin ülkenin genel yükselişine uyum gösterememeleri ve birçok faktör var” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Çandarlı Limanı’nın İzmir ile birlikte bu kentin hinterlandındaki Manisa, Balıkesir, Denizli, Aydın’a da hizmet edeceğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Sizin en kısa sürede en etkin şekilde uluslararası piyasalara girmeniz için ne gerekiyorsa yapacağız. Lojistik merkezler, ulaştırma hatları ki Aydın-Denizli otoyolu da tamamlanıyor buradan da Antalya’ya bağlanacak ve bir anlamda ticaret ve büyük bir tarım havzası, bir turizm havzasıyla turizm, tarım, ticaret, sanayi bu hat üzerinde birbirleriyle entegre hale gelecek. İnşallah 2023 hedefleri içinde de aynı güzergahta bu kez hızlı tren çalışmasını yürüteceğiz.”

Yüksek teknoloji yatırımına 5. bölge teşviki

“Türkiye artık yüksek teknoloji üreten bir ülke olmak durumunda. Orta yüksek teknolojiyi yaygınlaştıran ülke sathına yayan ülke olmak durumunda” diyen Davutoğlu, nerede olursa olsun yüksek teknoloji yatırımına 5. bölge teşvikinin uygulanacağını, Denizli’nin de bu anlamda kapasitesini bildiğini anlattı.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bu entegre ekonomik altyapıyı sağlam bir şekilde bir çerçeveye oturtup bizim Ankara’da yaptığımız makroekonomik planlamanın içine yerleştirmemiz lazım. Denizli’den beklediğimiz sadece konvansiyonel üretim yapmak değil. Denizli’de Ar-Ge, inovasyon merkezleri olsun istiyoruz. Üniversitemizde bunun altyapısı gelişsin istiyoruz. Her bir şirketimizin ki maşallah ben bizim milletimizle her zaman iftihar etmişimdir bu yönüyle müthiş girişimciyiz biz. ‘Akıncı ruhu’ deniyor ya bazen bu savaş meydanlarında gözleniyor bazen iktisat meydanlarında.

Dışişleri bakanı olarak beni en fazla zorlayan şeylerden biri ama sevinerek şevkle memnun olduğum hususlardan biri: Afrika’ya açılım yaptık. Başka bir millet olsa 3 sene planlama yapar, düşünür şirketler yani. Devlet dese ki ‘Afrika’ya açılıyorsunuz’ iş adamları 3 sene düşünür, 3 sene planlama yapar sonra yavaş yavaş. Bizde maşallah 3 aya bile gerek yok, 3 gün sonra dil bilsin, bilmesin girişimcimiz alır valizini oralara açılır. Tweet üzerinden bile çok şey almışımdır, ‘Sayın Bakanım şu anda Kenya Havalimanı’nda mahsur kaldık bize buradan alır mısınız. Göndeririz büyükelçiyi alırız. Bizim insanımızın hareket kabiliyeti çok yüksek. Önünü açmanız yeter. Önünü açtığınızda o girişimci ruh hayata geçer.”

“Taşımacılık konvansiyoneldir, lojistik moderndir”

Hükümet olarak açıkladıkları 25 sektörel dönüşüm programını iş adamlarının incelemesini isteyen Davutoğlu, “Bu hükümet, devlet bize ne demek istiyor diye baksın. Biz onlar raflarda, kağıt üzerinde kalsın diye yapmıyoruz. Uzun hazırlıklardan, aylarca süren hazırlıklardan sonra tek tek bin 350 eylem planı hazırladık ve onların her birinde devlet kendine görev biçti. İş adamlarımızın işini kolaylaştırmak için önemli sektör teşvikleri getirdik” dedi.

Davutoğlu, “sağlık turizmini teşvik” diye başlı başına bir teşvik başlığı olduğunu, Afyonkarahisar’da, Denizli’de termal turizmini geliştirebilecek önemli teşvik unsuru olduğunu aktardı.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü.

“Mesela lojistik. ‘Taşımacılıktan lojistiğe geçiş’ dedik, bu bir stratejik hedeftir. Taşımacılık konvansiyoneldir, lojistik moderndir hatta küreseldir. Mesele tırları doldurup bir yere göndermek değil. Mesele lojistik planlamayla bütün mal aktarımının Türkiye üzerinden sistematik bir şekilde dünyaya sağlanması. Onun için lojistik alanda ne yapacağınızı, kimleri hangi kentlerin şehirlerimizin öne çıkacağını biraz da o şehirlerin performansları belirleyecek. Biz kuralları koyarız. Hangi şehir öncülük yaparsa o kazanır. Bir an önce herkesin bu sektörel dönüşüm programlarını incelemelerini rica ediyorum.”

Nüfus planlaması

“Ailenin ve sosyal yapının, nüfus dinamizminin korunması” diye başlık açıkladıklarını hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Çünkü burada istihdamın önemli unsuru olan kadınlarımızın ekonomiye katkıda bulunmalarını istiyoruz. Ama aynı zamanda da nüfus yapımızın çalışan kadınlarımızın ekonomide çalışması dolayısıyla nüfus yapımızın bozulmasını da istemiyoruz. Yani nüfusta bir düşüş trendi istemiyoruz. 1990′lı yıllarda şu mantıkla bakardı hükümetler. Hepiniz hatırlarsınız. Ben de eşimin alanı dolayısıyla biraz da üzülerek takip ederdik: Nüfus planlaması. Nüfus planlamasını niye yapar hükümetler, tembel olduğu için yapar. Yani nüfus ne kadar az olursa uğraşacak nüfus az olacağı için işler o kadar azalır. Ama bugün bakıyoruz Avrupa’da nüfus dinamizmini kaybetmiş ülkelerin ekonomileri çöküyor.

Japon ekonomisinin karşı karşıya kaldığı problem, beslemek zorunda olduğu yaşlı nüfus ile üretmek durumunda sorumluluğunu üstlenen genç nüfus arasındaki uçurumun gittikçe açılmış olması. Bizim takriben hesaplarımıza göre 2020′lerin başlarında neredeyse başa başa geleceğimiz, 2030′lardan itibaren ise yaşlılık trendine gireceğimiz bir nüfus tablosu varken sorumlu bir hükümet bunu sadece seyretmez. Biz 1980′li, 1990′lı yıllarda olduğu gibi ‘nüfusumuz az olursa kişi başına düşen gayrisafi milli hasılamız yüksek görünür’ diye bakmıyoruz olaya. Nüfusumuz dinamik olacak ama üretimimiz de yüksek olacak.”

Kaynak: AA

Adana Press - Adana'nın haber merkezi...

Benzer Haberler

YORUM GÖNDER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.Yorumlardan doğacak her türlü hukuki ve adli vakalar kişiyi bağlar, web sitemiz bundan sorumlu değildir. Yorum yapan okurlarımız bu şartları kabul etmiş sayılırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


364 kez görüntülendi

Yukarı